Bol Köpüklü Türk Kahvesi, Lokum ve Likör Ritüeli...

Çocukluğumdaki bayramlar deyince ilk olarak Cici Annemin hediye ettiği mendiller geliyor aklıma... Bir de apartmandaki en yakın arkadaşımla, bayramlarını kapıdan el öpüp kutlayarak kutladığımız komşulardan biriktirdiğimiz harçlık, şeker ve çikolatalar... İçi yumuşak ve kiraz dolgusu tadında olan çikolatalar pek modaydı o zamanlar... Bana ağır gelirdi tadı, onları pek sevmezdim ama fındıklı-fıstıklı drajeler her zaman en favorilerimdi. Bir de karamelli bonibon ve şekerli leblebi tozu vardı ki, tadı hala dün gibi aklımda... 


Daha okula bile başlamadığım için henüz sayıları ve paraları anlamadığım yıllar... Abim sağ olsun bu durumumdan istifade, beni bakkala götürüp, en sevdiğim 3-5 şeyi kendi biriktirdiğim paralarla, sanki bana jest yapıp da o almış gibi kandırır, pahada hafif ama kendisi ağır, şangır şungur bir dolu bozukluğu, sanki çok matah birşeymiş gibi boynumda asılı minicik yan cüzdanıma tıkka basa doldurup, daha değerli olan tüm kağıt paralara çaktırmadan el koyarmış. Bunu artık aklım erdikten bayağı sonra öğrendim. Vay edepsiz! Ben de saf saf "Anne bak! Abim bana ne aldı" diye sevindirik olan tam bir şapşikmişim o zamanlar:)

Sizin de kim bilir, çocukluğunuzdaki bayramlardan, şimdi gülümseyerek hatırladığınız bunun gibi ne anılarınız vardır, değil mi? :)

Geçen hafta Hürriyet'in "Bumerang Deneyim Günleri" için "Hatırlamak Gerek Bazen" temalı ve özümüzdeki değerleri hatırlayıp ritüellerimizi canlandırmayı hedefleyen bir davet aldım ve bana işte tam da böyle bir bayram sevincini erkenden yaşatmaya yetti. Arife gecesinden bayramlık cicilerine sarılıp uyuyan çocuklar gibi heyecanlanıp, en sevdiğim renklerde giyinip kuşanıp, bu anlamlı davete iştirak etmek üzere yola çıktım.

usengec-sef-iyi-bayramlar

Cafe Cadde'nin ev sahipliği yaptığı bu etkinlikte, lezzetli bir öğle yemeği yediğimiz blogger arkadaşlarımdan oluşan uzun masamızda çok keyifli bir sohbet ortamı oluştu hemen.



Hayatımızın koşuşturmasında, kent yaşamının yoğunluğunda ve monotonluğunda unutmaya yüz tuttuğumuz değerlere ve lezzetlere değindik ve aslında kendimizi daha özel hissettirecek bu tarz ritüellerden neden vazgeçmememiz gerektiğini hatırladık hep beraber.

Yazar Sema Temizkan Hanım ile geçmişe gidip, Beyoğlu'ndaki Mısır Apartmanında geçen çocukluğundan başlayarak, ailesinin nesiller öncesinden gelen bayram geleneklerini ve hatıralarını yad ettik.  



Bizi biz yapan değerlerimize, yani geleneklerimize ve eskiden daha çok sahip olduğumuz engin hoşgörümüze sahip çıkmak ve sımsıcak hatıralarımızı ara sıra tekrar canlandırmak nasıl da önemli şu hayatta...

Bizler de bu davet bahanesiyle, geçmişten günümüze dek "misafir ağırlama" kültürümüzün bir parçası olan kahvenin, likör ve lokum eşliğinde sunulmasının verdiği o nostaljik keyfi, “Hatırlamak Gerek Bazen” etkinliğiyle bir kere daha anımsamış olduk.

Arzu edenler, kahve sonrası, Mey içkinin, yeni likör markası olan Nazen'in, olgunluk dönemindeki meyvelerin etli kısımlarından hazırladığı likörlerinden Nane, Vişne, Acıbadem ve Ahududu çeşitlerini deneyimleme imkanı buldu. 


"Şimdi bol köpüklü bir kahve ile yanında Likör ve Lokum ikramı olsaydı da, biz de tadını çıkarsaydık ama, nerdeee?" diyenler için Dude Table, kültürümüzde dünden bugüne yer alan kahve ve likör ritüellerini 25 Eylül - 7 Ekim 2014 tarihleri arasında İstanbul, İzmir ve Ankaralılar ile de buluşturarak, şehrin en önemli kafe ve restoranlarında farklı sunum etkinlikleri organize edecekmiş. Bu esnada da önemli değerlerimizin konuşulup hatırlanacağı sohbetler edilirken, Türk Kahvesi eşliğinde çeşit çeşit likörler sunulacakmış.


Türk kahvesi hakkında biraz genel bilgi vermek gerekirse;

Üstündeki köpüklü kısım ne kadar bol ise, ona göre daha uzun süre sıcak kalacağı için "bol köpüklüsü" daha matah kabul edilen ve ince kenarlı porselen fincanda sunulunca, daha geç soğuyan Türk Kahvesinin, yanında ikram edilen su, aslında kahve keyfi sonrasında içmek için değil; esasında, kahveden önce ağzınızdaki diğer tadları silip, dilinizdeki lezzet tomurcuklarını, o an içeceğiniz kahveye sıfırlanmış halde hazırlamak için sunulmakta...


Eh! Türk kahvesi içilir ve tüm ritüeller yerine getirilir de, Kahve falına bakılmaz mı? Tabi ki de Sema Hanım onu da eksik bırakmadı... Biz Hürriyet Bumerang'ın Yayıncı İlişkilerinden arkadaşım Ahmet ile kahvelerimizi yudumlarken, aynı ekipten dünya tatlısı Hilalciğime detaylı bir kahve falı baktı. 

Harika haberlerle dolu, bol umut vaad eden, pek hayırlı şeyler söyledi. Hepsinin en kısa zamanda gerçekleşmesi dileğiyle:)


Dude Table'dan Funda Hanım ve Merve Hanım'la, ağırlıklı yemek üzerine olan keyifli sohbetimiz, diğer davetliler gittikten sonra da uzun uzun sürdü:)

Eğer siz de neşeli sohbetler eşliğinde, sevdiklerinizle yudumlayacağınız bol köpüklü bir Türk kahvesi nasıl yapılır öğrenmek isterseniz, daha önce adım adım anlattığım şu Türk Kahvesi Tarifime tıklayabilirsiniz.


İster Bitter çikolata ile ister çifte kavrulmuş lokum ile, ama en azından bayram ve özel günlerde, eski geleneklerimizi canlandırmak adına Likör eşliğinde ikram edebileceğiniz Türk Kahvesi için Atalarımız ne güzel söylemiş:

"Gönül ne kahve ister,
 Ne kahvehane...
 Gönül bir dost ister...
 Kahve bahane!”

Moda Partisi Fashion Night Out 2014 Nasıl Geçti Derseniz...

Önceki yazılarımda bahsetmiş olduğum gibi, Vogue Dergisi tarafından dünyada moda ve perakende sektörünü canlandırmak amacıyla başlatılan ve Vogue Türkiye'nin bu sene dördüncüsünü düzenlediği Fashion Night Out (kısaca FNO), geçen hafta İstanbul'da Nişantaşı, İstinye Park AVM ve Bağdat Caddesi'nde gerçekleştirildi.


fashion-night-out-burcu-esmersoy

Kıyma Nasıl Dondurulursa, Gerekince Daha Çabuk ve Sağlıklı Çözülür?

İşte bugün sizinle, farklı metodlar deneye deneye, nihayetinde en doğrusunu bulduğum ve acilen lazım olduğu anda, istediğim miktarda dondurulmuş kıymayı en hızlı ve sağlıklı şekilde çözmek için en iyi yöntem olduğuna inandığım, o çok gizli formülümü paylaşacağım. Ama başka kimseciklere söylemek yok. Aramızda! :)

Farz edin ki kıymayı kasaptan veya marketten aldınız ve eve geldiniz. Belki 500 gram belki 1 kg, her ne kadarsa artık... Diyelim ki hemen o anda kullanmayacaksınız ve ara ara yemeklerinize katarak ufak ufak miktarlarla, uzun sürede tüketmek niyetindesiniz. Eee derin dondurucuya nasıl kaldıracaksınız o zaman? Hadi bakalım cevap verin! I-ıh! İşte öyle değil... Aaaa hayır canım, ne alaka? Heh tabi tabi öyle yapın da, sonra çözülmek nedir bilmesin. Efendim efendiim? Sabahtan dışarı çıkarıp, akşamında kullanmak mı? Eyvaaah eyvah! :)) 



Erişilmesi En Zor Yerlerin Hijyeni için 7'li Püskürtme Sistemli Domestos

Temizlik ve düzen konusunda ne istediğini bilen, tertipli ve özenli bir ev hanımı olduğumu söyleyebilirim. Atalarımızın "Alet işler el övünür" sözündeki gibi, temizlikte de istenilen sonucun etkili ve kısa sürede alınması için, öncelikle doğru ürünlerin kullanılması, bence en önemli noktalardan biri...

Bu uğurda eskiden çocukluğumuzda, annelerimizin hijyen sağlamak için sık sık kullanmak zorunda kaldığı çamaşır sularının o ağır kokusunu düşündükçe, şu anda aslında ne kadar şanslı olduğumuza bir kere daha anlıyorum.. Eski çamaşır suları gibi kokmayan, Domestos’un deterjan katkılı ultra yoğun çamaşır suyu, temizliğe harcanan zamandan da tasarruf sağlayarak, bu işi çok daha keyifli hale getiriyor.



Özellikle tuvalet temizliğinin ne kadar önemli olduğunu, özenli hanımlarımız iyi bilirler. 

Örneğin; klozetlerin ulaşılması güç yerlerine, ne kadar uğraşsanız da kolay kolay müdahale edemezsiniz. Şimdi görüyorum ki işin uzmanı Domestos, yine bir ilke imza atarak "Domestos 7'li Püskürtme Sistemi" diye bir ürün çıkarmış. Özel olarak tasarlanan kapak dizaynıyla, tazyikli şekilde 7 ayrı delikten kolayca geniş bir alana yayılan ürün sayesinde, erişilmesi en zor olan yerlere bile zahmetsizce ulaşıp, oradaki mikropları da öldürüyor.



"Yaz Güneş" ve "Fırtına Gücü" adlı iki farklı koku alternatifi de sunan, özel tasarım kapaklı Domestos 7'li Püskürtme Sistemli bu hijyen sağlayan ürün sayesinde, klozet ve duvar gibi dikey yüzeylerde gizlenen mikroplara, artık buralarda barınma şansı bırakmıyor.



İçerik: www.usengecsef.blogspot.com

Bir boomads advertorial içeriğidir.

MasterCard E-Fest online alışveriş festivali başlıyor!


Bizim için alışveriş deyince akan sular durur. İşte biz alışveriş severler için de yılın en güzel zamanı geldi!
Yoğun tempo ve günlük koşuşturma içerisinde sıklıkla kendimi zamansızlıktan yakınırken buluyorum. Bu nedenle markaların sağladığı online alışveriş imkanı benim için hayat kurtarıyor. 
Türkiye’nin ilk online alışveriş festivali MasterCard E-Fest, bu sene, yani dördüncü yılında, MasterCard tarafından 22 - 29 Eylül tarihleri arasında düzenleniyor. 
MasterCard E-Fest, benim gibi online alışveriş tutkunlarına sayısız avantaj sunuyor. MasterCard kullanıcılarını, Türkiye’nin önde gelen online alışveriş sitelerinde %50’ye varan indirimler, alışverişlerinde sürpriz hediyeler, ücretsiz kargo hizmetleri ve indirim çekleri gibi zengin fırsatlar bekliyor.
MasterCard E-Fest indirim ve avantajlarından faydalanmak istiyorsanız, 22 – 29 Eylül tarihleri arasında www.mastercarde-fest.com sitesini ziyaret ederek festivale dahil olan online alışveriş sitelerinden MasterCard ve Maestro logolu kartlarınızı kullanarak alışveriş yapabilirsiniz.
MasterCard E-Fest, anne-bebek ürünlerinden elektroniğe, mobilya-dekorasyondan  seyahat hizmetlerine ve giyim-aksesuar-güzelliğe kadar birçok ihtiyaca yönelik marka ve ürünü, internet üzerinde bir araya getiriyor. Avantajlı alışveriş imkanı sunan online alışveriş sitelerinin arasında neler mi var; 
1v1y, Adil Işık, Anne Lütfen, AVIS, Banana Republic, Beymen, Bonubon, Bonvagon, Boyner, Columbia, Converse, En Moda, E-reyon, Evmanya, GAP, Genpa, Hızlıal, Kiğılı, Kitap Yurdu, Koçtaş, La Senza, Lidyana, Lokum.com, Lukapu, Morhipo, Mudo, Mustang, Occasion, Park Bravo, Saat&Saat, Sigortam.net, TeknoSA, Tekzen, Unnado...
MasterCard E-Fest’in detaylarına www.mastercarde-fest.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.